Kefir, kökeni Kafkasya’ya dayanan ve fermente süt ürünleriyle tanınan bir içecek olarak yüzyıllardır tüketiliyor. Ancak son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar ve yabancı uzmanların değerlendirmeleri, kefirin sadece bir içecekten çok daha fazlası olduğunu ortaya koyuyor. Probiyotik içeriğiyle dikkat çeken kefir, sağlık üzerinde bilinmeyen pek çok faydayı barındırıyor ve adeta bir “süper gıda” olarak anılmaya başlandı.
BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR KEFİRİ DOĞRULUYOR
Kefirin sağlık üzerindeki etkileri, dünya genelinde yapılan araştırmalarla mercek altına alınıyor.
İngiltere’de bulunan Reading Üniversitesi’nden mikrobiyoloji uzmanı Prof. Glenn Gibson, kefirin bağırsak mikrobiyotasını düzenlemede eşsiz bir rol oynadığını belirtti.
Gibson, “Kefir, içerdiği çok çeşitli probiyotik bakterilerle bağırsak florasını destekliyor ve bu da sindirimden bağışıklık sistemine kadar geniş bir yelpazede olumlu etkiler oluşturuyor” dedi.
Biomedicine & Pharmacotherapy dergisinde yayımlanan bir çalışma, kefirin antiviral özelliklere sahip olabileceğini ve özellikle sitokin fırtınası gibi inflamatuar tepkileri baskılayabileceğini ortaya koydu. Bu bulgu, kefirin bağışıklık sistemini güçlendirmedeki potansiyelini bir kez daha kanıtladı.
ABD’deki Ohio State Üniversitesi’nden beslenme uzmanı Dr. Jennifer Jackson ise kefirin inflamatuar hastalıklarla mücadelede umut vaat ettiğini ifade etti. Jackson, “Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, kefirin prediyabet ve obezite gibi durumlarda inflamasyonu azalttığını gösteriyor. İnsanlar üzerindeki etkilerini anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var, ancak şimdiden heyecan verici bir tablo ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.
Current Research in Nutrition and Food Science dergisinde yayımlanan bir araştırma, kefir tüketen tip 2 diyabet hastalarında kan şekeri düzeylerinin ve insülin direncinin azaldığını tespit etti. Bu, kefirin metabolik sağlık üzerindeki olumlu etkilerini destekleyen çarpıcı bir veri olarak öne çıktı.
KEMİK SAĞLIĞINDAN KANSERLE MÜCADELEYE
Kefirin faydaları sadece bağırsaklarla sınırlı değil. Tayvan’da yapılan bir çalışma, kefirin osteoporoz hastalarında kemik mineral yoğunluğunu artırdığını gösterdi. İçerdiği kalsiyum ve K2 vitamini sayesinde kemik sağlığını destekleyen kefir, özellikle yaşlı nüfus için doğal bir çözüm sunabilir. Japonya’daki Osaka Üniversitesi’nden Prof. Hiroshi Ohno, kefirin anti-tümör özelliklerine dikkat çekiyor ve “Test tüpü çalışmalarında kefir özütünün meme kanseri hücrelerini %56 oranında azalttığı gözlemlendi. Bu, henüz insan deneyleriyle doğrulanmasa da, kanserle mücadelede umut verici bir başlangıç” dedi.
YABANCI UZMANLARDAN ÖVGÜ
Fransa’da beslenme ve gastroenteroloji alanında önde gelen isimlerden Dr. Francisca Joly Gomez, kefirin laktoz intoleransı olan bireyler için bile sindirimi kolay bir alternatif sunduğunu vurguladı.
“Kefirdeki probiyotikler, laktozu önceden sindiriyor ve bu da şişkinlik gibi şikayetleri azaltıyor” diyen Gomez, kefirin günlük diyetlere kolayca eklenebileceğini belirttti.
Nutrition Research Reviews dergisinde yayımlanan bir inceleme, kefirin kolesterol düzeylerini düşürmede ve kalp sağlığını korumada potansiyel bir rolü olabileceğini öne sürdü.
GÜNLÜK HAYATTA KEFİR
Kefirin düşük kalorili yapısı, onu sağlıklı bir ara öğün alternatifi haline getirdi.
Uzmanlar, her gün 1-2 bardak kefir tüketiminin kan şekerini dengelediğini, kötü kolesterolü düşürdüğünü ve hazımsızlık gibi yaygın sorunlara iyi geldiğini ifade etti.
Dr. Jackson bir uyarıda bulunuyor:
“Kefire yeni başlayanlar, probiyotik içeriğe alışana kadar gaz veya şişkinlik yaşayabilir. Bu yüzden azar azar başlanması önemli.”
KEFİR BİR TREND Mİ, YOKSA GELECEĞİN İLACI MI?
Kefir, hem geleneksel bilgelik hem de modern bilimle desteklenen nadir gıdalardan biri olarak dikkat çekti.
Yabancı uzmanların ve araştırmaların ortak görüşü, kefirin sağlık üzerindeki etkilerinin henüz tam anlamıyla keşfedilmemiş olabileceği yönünde.
Uzmanlar, kefirin gücünü keşfetmek için daha fazla insan çalışmasına ihtiyaç duyulduğunu belirtse de, şimdiden sofralarda kendine sağlam bir yer edindiği kesin.